<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Orhan Uysal &#187; Çocukluğumuzun futbol kuralları</title>
	<atom:link href="http://orhanuysal.com/blog/tag/cocuklugumuzun-futbol-kurallari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://orhanuysal.com/blog</link>
	<description>(sorunlulara) Çözüm üretir :}</description>
	<lastBuildDate>Thu, 22 Jul 2010 00:48:41 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Biz Çocuktuk, Futbol Eğlenceliydi</title>
		<link>http://orhanuysal.com/blog/2009/04/biz-cocuktuk-futbol-eglenceliydi/</link>
		<comments>http://orhanuysal.com/blog/2009/04/biz-cocuktuk-futbol-eglenceliydi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2009 11:10:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Orhan Uysal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukluğumuzun futbol kuralları]]></category>
		<category><![CDATA[Yılmaz Kartal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://orhanuysal.com/blog/?p=307</guid>
		<description><![CDATA[     İnternette &#8220;çocukluğumuzun futbol kuralları&#8221; başlıklı bir yazıyla karşılaştım. Son günlerde gündemde olan derbi savaşının-kavgasının üstüne ilaç gibi bir yazı. Gerçi bizde kavganın âlâsını ederdik ama tadı vardı   Büyüdük ve &#8220;fairplay&#8221; kavramıyla yoğrulduk. Haliyle futbolcular dövüşmesin, taraftarlara bıraksınlar bu işleri kavramı da ortaya çıktı   Neyse, bu konunun ilginç olan kısmı ise Yılmaz Hoca&#8217;nın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>     İnternette &#8220;çocukluğumuzun futbol kuralları&#8221; başlıklı bir yazıyla karşılaştım. Son günlerde gündemde olan derbi savaşının-kavgasının üstüne ilaç gibi bir yazı. Gerçi bizde kavganın âlâsını ederdik ama tadı vardı <img src='http://orhanuysal.com/blog/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' />  Büyüdük ve &#8220;fairplay&#8221; kavramıyla yoğrulduk. Haliyle futbolcular dövüşmesin, taraftarlara bıraksınlar bu işleri kavramı da ortaya çıktı <img src='http://orhanuysal.com/blog/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Neyse, bu konunun ilginç olan kısmı ise Yılmaz Hoca&#8217;nın da dediği gibi aramızda yaş farkı olmasına rağmen aynı kuralların birebir benzerlik göstermesi. İşte o altın kurallar <img src='http://orhanuysal.com/blog/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> </p>
<blockquote><p>1. Iyi oynayan iki kişinin aynı takımda yer almamasına dikkat edilirdi.</p>
<p>2. Maçlar minyatür kalede oynanıyorsa, penaltı boş kaleye ters şekilde topukla vurulurdu.</p>
<p>3. Maçların hayali kale direkleri arası adım ile sayılır, olmaları gereken yerler iki taş ile işaretlenirdi.</p>
<p>4. Hava kararınca, ezan okununca, anne-baba çağırınca maç biterdi.</p>
<p>5. Uç korner bir penaltıydı.</p>
<p>6. Topu patlatan parasını öder, patlak top ikiye kesilip kafaya takılırdı.</p>
<p>7. `Frikiklerde açıl biraz` denince `Burası Ali Sami Yen mi` şeklinde cevap verilirdi.</p>
<p>8. Takımlar kurulurken ilk oyuncuyu seçme hakkı, adım almayı iyi bilenindi.</p>
<p>9. Kaleci topu 3 kere sektirirse rakibe `Açılsana 3 kere sektirdim` derdi, rakip açılırdı; efendilik vardı.</p>
<p>10. Top insanın pek münasip olmayan bir tarafına gelirse herkes `işe işe!` diye bağırırdı.</p>
<p><span id="more-307"></span></p>
<p>11. Penaltılarda kaleci değiştirilirse 2 penaltı atılırdı. Eğer ilk penaltı gol olursa ikincisi atılmazdı.</p>
<p>12. Abanma ve burun vurmak yoktu, vurulursa eleştirilip kınanırdı.</p>
<p>13. Tanju, Rıdvan, Metin, Ali, Feyyaz, Hagi, Hakan, Hami gibi dönemin popüler futbolcularının adı alınırdı.</p>
<p>14. Topun sahibi tüm kuralları koyar, takımı kurar, kaleyi seçer, istemediği kişileri topuyla oynatmazdı.</p>
<p>15. Klişe laflar vardı: `At bakayim abinin kıllı göğsüne!`</p>
<p>16. Elin avantajı olmazdı.</p>
<p>17. Bel üstü gol sayılmazdı.</p>
<p>18. Taçtan kendi önüne atıp başlatılınca, taç değişirdi.</p>
<p>19. Maçı izleyen küçük bir grup varsa, penaltı olup olmadığına o karar verirdi, saygı vardı.</p>
<p>20. Maçlarda eğer iddia varsa ödüller genel olarak eskimo, meybuz, litrelik gazozuna vb. ürünlerden oluşurdu.</p>
<p>21. Pas vermeden sadece çalım atarak gol atılırsa sayılmazdı.</p>
<p>22. Frikiklerde baraj mesafesi, frikiği kullanacak olan kişinin koca bir zıplayışının akabinde 3 koca adım atmasıyla belirlenirdi&#8230; Büyük atılan adıma karşılık olarak rakip takım &#8220;sen tuvalete de mi böyle gidiyon?&#8221; diyerek ortalığı kızıştırırdı.</p>
<p>23. Top, oyun alanı içerisindeki herhangi bir arabanın altına kaçarsa büyük bir şevkle arabanın altına yatılıp top alınırdı. Topu ilk kim kaparsa o takımda başlardı.</p>
<p>24. Gol olduktan sonra eğer tartışmalar olursa ve golü yiyen takımın bir oyucusu golü kabullenirse rakip takım direk o kişiyi yüceltip &#8220;adamın gol diyo&#8221; diyerek golü alırlardı. Golü kabullenen kişi de kaleye veya defansa alınırdı.</p>
<p>25. Varsa hakeme yapılan en dolu dizgin hakaret: &#8220;hakeme gözlük, eline de sözlük&#8221; tü.</p>
<p>26. Oynayacakların sayısı eğer tek ise, güçsüzlerden biri devre değiştirerek gönlü alınırdı.</p>
<p>27. Penaltılarda eğer takımınız açık ara farkla öndeyse kaleciye vurdurulurdu. Ama en güçlü forvetiniz penaltıyı kullanacaksa, hemen rakip kalecinin gönlü alınırdı: &#8220;Merak etme olm, teknik vuracam&#8221;. Kaleciler genelde &#8220;Abanmak yok oğlum&#8221; derlerdi.</p>
<p>28. Sabit bir kaleci yoksa 2 golde bir veya dakika usulü oyuncular aralarında değişirdi. Kalecilik sırası &#8220;Sonum bir Allah&#8221; diye kim başlarsa o kişiden geriye sayılırdı.</p>
<p>29. Dizde veya ayak ucunda top sektirerek de sıra belirlendiği olurdu (genellikle 9 aylık veya 21 aylık gibi oyunlarda). Bu durumlarda ilk sektirmek isteyen &#8220;Birim bir Allah, kırmızı bayrak, yeşil kitap&#8221; derdi.</p>
<p>30. Kaleci oyuncu kavramı vardı. Takımların genellikle iyi oyuncuları bu kutsal göreve kendilerini adarlardı.</p>
<p>31. Eğer bir oyuncu faule maruz kalmışsa ama devam etmek istiyorsa, rakip futbolculardan birinin yürümesini dahi bahane ederek: &#8220;Adamın devam ediyor.&#8221; derdi.</p>
<p>32. Milli birlik ve beraberliğimiz mahalle maçlarında başlamıştır. Önce maçlar yapılır&#8230; Centilmenlik skora yansımazsa sopalar, taşlar konuşurdu.</p>
<p>33. &#8220;Atan alır&#8221; kuralı vardı. Eğer top kime çarpıp çıkmışsa topun gittiği yer neresi olursa olsun koşa koşa gidip alırdı.</p>
<p>34. Mahallenin abileri kaleci alıştırırlardı ve buna göre puan verirlerdi. Aralarında kavga eden çocukların puanı kesilirdi.</p>
<p>35. Skor ne olursa olsun akşam saati yaklaştığında &#8220;Golü atan kazanır.&#8221; kuralı işlerdi.</p>
<p>36. Maçlardan sonra su sırasına girmek ayrı bir davaydı ve mutlaka koşa koşa gidilirdi. Genellikle yaşlı amca veya teyzeler, zemin katta oturanlar bu işin acımasız kurbanlarıydı.</p>
<p>37. El kasti değilse (bunu da o zamanlar nasıl ayırıyorsak hiç anlamış değilim) o top direkt kaleye kullanılmaz, &#8220;kasti değilki oğlum, gol olmaz.&#8221; denirdi&#8230;</p>
<p>38. Eğer kaleci dahil herkes çalımlanmışsa; o top çizgiye kadar götürülür ya popo dürtmesi yada yere yatıp kafa, burun, alın gibi vucut kısımlarının dürtmesi ile gol atılırdı.</p>
<p>39. Kalecinin degajla gol atabilmesi bir yetenekti fakat gene de gol sayılmazdı. Karşılıklı atışmaların sonunda yoldan geçen herhangi biri hakem yapılırdı ve sonuca o karar verirdi.</p>
<p>40. Para o zamanlar kolay bulunmadığından maçın hangi takım tarafından başlatılacağına; bir tarafına tükürülmüş yassı bir taşın havaya atılıp, yaş mı,kuru mu seçiminde doğru tarafı bilen tarafın başlaması yöntemi ile karar verilirdi.</p></blockquote>
<h2  class="related_post_title">Rastgele Yazılar</h2><ul class="related_post"><li>07 Şubat 2010 -- <a href="http://orhanuysal.com/blog/2010/02/havuc-klarnet/" title="Havuç Klarnet">Havuç Klarnet</a></li><li>15 Ocak 2009 -- <a href="http://orhanuysal.com/blog/2009/01/photoshop-action-batch-droplet-2/" title="Photoshop Action-Batch-Droplet &#8211; 2">Photoshop Action-Batch-Droplet &#8211; 2</a></li><li>24 Kasım 2009 -- <a href="http://orhanuysal.com/blog/2009/11/agac-keselim/" title="Ağaç keselim:)">Ağaç keselim:)</a></li><li>16 Ocak 2010 -- <a href="http://orhanuysal.com/blog/2010/01/wlx-quicktime-control-host-exe/" title="Wlx QuickTime Control Host .exe">Wlx QuickTime Control Host .exe</a></li><li>22 Kasım 2009 -- <a href="http://orhanuysal.com/blog/2009/11/ac-kal-budala-kal/" title="Aç kal, budala kal">Aç kal, budala kal</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://orhanuysal.com/blog/2009/04/biz-cocuktuk-futbol-eglenceliydi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
