Sayfalar

Kategoriler

Arsiv

Linkler

Etiketler

Meta

Autor: Orhan Uysal

~ 21/04/09

     İnternette “çocukluğumuzun futbol kuralları” başlıklı bir yazıyla karşılaştım. Son günlerde gündemde olan derbi savaşının-kavgasının üstüne ilaç gibi bir yazı. Gerçi bizde kavganın âlâsını ederdik ama tadı vardı :D Büyüdük ve “fairplay” kavramıyla yoğrulduk. Haliyle futbolcular dövüşmesin, taraftarlara bıraksınlar bu işleri kavramı da ortaya çıktı :) Neyse, bu konunun ilginç olan kısmı ise Yılmaz Hoca’nın da dediği gibi aramızda yaş farkı olmasına rağmen aynı kuralların birebir benzerlik göstermesi. İşte o altın kurallar 8)

1. Iyi oynayan iki kişinin aynı takımda yer almamasına dikkat edilirdi.

2. Maçlar minyatür kalede oynanıyorsa, penaltı boş kaleye ters şekilde topukla vurulurdu.

3. Maçların hayali kale direkleri arası adım ile sayılır, olmaları gereken yerler iki taş ile işaretlenirdi.

4. Hava kararınca, ezan okununca, anne-baba çağırınca maç biterdi.

5. Uç korner bir penaltıydı.

6. Topu patlatan parasını öder, patlak top ikiye kesilip kafaya takılırdı.

7. `Frikiklerde açıl biraz` denince `Burası Ali Sami Yen mi` şeklinde cevap verilirdi.

8. Takımlar kurulurken ilk oyuncuyu seçme hakkı, adım almayı iyi bilenindi.

9. Kaleci topu 3 kere sektirirse rakibe `Açılsana 3 kere sektirdim` derdi, rakip açılırdı; efendilik vardı.

10. Top insanın pek münasip olmayan bir tarafına gelirse herkes `işe işe!` diye bağırırdı.

(daha…)