Autor: Orhan Uysal

~ 18/12/09

     Geçen hafta babamın dükkanına gelen partideki ağaçlardan sadece birisi bu… Gökteki bulutlara bakıp bir şeylere benzetmek, yıldızlara bakıp hayalimizdeki resmi çizmek, gördüğümüzü görmek istediğimiz şekilde ya da hayal gücümüz kadar yorumlayabilmek…

    Çocukken çizdiğimiz ağaçların sadeliği… Çizdiğimiz ağaçlar ne kadar sadeyse, işittiğimiz azarlar da o kadar sadeydi aslında. “Sen hiç böyle ağaç gördün mü?” diye sorardı büyüklerimiz bize, azarlarcasına… Bak yine o ağaç, karşımda ve bir başka ağacın içinde!
     Şimdi bana soranlara soruyorum: “Siz hala görmediniz mi böyle bir ağaç?

Autor: Orhan Uysal

~ 16/04/09

     Uzun süredir yazamıyordum… Sağlık sorunları, sınavlar, seçimler, işler, güçler derken ancak vakit bulabildim. Bugün İsmail Gübeş’in web albümünü inceledim. Klasörler arasında en çok ilgimi çeken geçen seneki Manavgat orman yangınıydı. Birçok kişinin televizyonlardan izlediği, bu bölgedekilerinde Antalya’ya gidişte veya dönüşte anayoldan gördüğü kadarıyla yanmış ağaçlardan başka birşey yoktu. Konuşulanlar; köylerin boşaltıdığı, ne kadar büyüklükte bir alanın yandığı, yangının kontrol altına alındığı gibi şeylerdi…

     İsmail Gübeş, görevi dolayısıyla bu olaya bizlerden daha yakındı. Yangın başladığı andan itibaren olay yerinde görev aldı ve daha sonrada yangın bölgesinin yeniden ağaçlandırma aşamasında da büyük bir özveriyle çalıştı. Objektifine takılanlardan bizlerle paylaştıkları ise yangının neleri alıp götürdüğünü daha iyi anlamamızı sağlıyor. Yanan bir kuştan geriye kalan iskeleti, yanmış bir kaplumbağa… Karıncaların bile yandığını görmek… İçler acısı! Sadece ağaçların yanmadığını bilmek veya konuşmaktansa, bir kare fotoğraf görmek daha iyi anlamamızı sağlıyormuş meğer… Bizlerle paylaştığın için teşekkürler İsmail Abi.

Mutlaka İnceleyin: İsmail Gübeş’in Web Albümüne Ulaşmak İçin Tıklayın