Sayfalar
Kategoriler
- Alanya
- Atatürk
- Bilişim
- Dökümanlar
- Fotoğraf
- Genel
- Gündem
- İnternet
- Kişisel
- Kültür-Sanat
- Müzik
- Oyun
- Programlarım
- RhN Youtube Unblocker
- Spor
- Teknoloji
- Video
- Yazılım
Arsiv
- Ağustos 2010
- Temmuz 2010
- Haziran 2010
- Mayıs 2010
- Nisan 2010
- Mart 2010
- Şubat 2010
- Ocak 2010
- Aralık 2009
- Kasım 2009
- Ekim 2009
- Ağustos 2009
- Temmuz 2009
- Nisan 2009
- Şubat 2009
- Ocak 2009
- Aralık 2008
- Kasım 2008
- Ekim 2008
- Eylül 2008
- Ağustos 2008
Linkler
Etiketler
-
Çok Sevdik Be Abi
İftar
İsmail Gübeş
şekil bozuklukları
30 Ağustos
Aşık Hüseyin
Action
Ahmet Özdemir
Alanya'da yağmur
Alanyalı Aşık Hüseyin
Alanyalı Hüseyin
Altar Eray İçsel
Başlangıç
Batch
Beşiktaş
Denize Girmek Orucu Bozar Mı?
Droplet
facebook gizlilik ayarları
Halil Yalçın
isyankarlar
isyankarlar serisi
isyankar limon
Kör Ahmet
Manavgat Yangın
Meşe Ağacı
Mustafa Kemal Atatürk
Nargile
Office 2007
Pasiflora
Passiflora
Passifloraceae
Passiflora Edulis
Passion Fruit
Photoshop Action Batch Droplet
Purple Fruit
Purple Passiflora Fruit
Purple Passion Fruit
Ramazan Davulcuları
RhN Youtube Unblocker
Süper Lig
Sahur
Udi
Youtube Unblocker
Yusuf yusuf etti la
Zafer Bayramı
Meta
Orhan Uysal
~ 24/06/10
Tutku meyvesi (passion fruit) nasıl yenir? Kokteyl ve şurup yaptıklarını biliyoruz ama nasıl yapıldığını bilmiyoruz
Aslında kokteyl tarifleri ingilizce olsa da bulunabilmekte. Peki nasıl yenir? İnsanî şekilde tüketilmesini tavsiye ediyorum, ağız yoluyla.
Daha önce kiviyi kabuğuyla yiyenleri, yeni dünya’nın (muşmala’nın) çekirdeklerini kayısı çekirdeği gibi kırıp, soyup yemeye çalışanları gördüğüm, bildiğim için söylüyorum.
Olgunlaşmış meyve ortadan ikiye kesilir, içinde bulunan jöle kıvamındaki suyu ve çekirdekleri kaşıkla yenir. Kabuğu çöpe atılır. Ben böyle kullanıyorum
Severek – küfrederek izlediğimiz otçu doktorların; passiflora kabuğunu güneş görmeden kurutun, 10 dakika kaynatın, üstüne mısır püskülü, soğan kabuğu, bilmem ne otu ilave edin, bunu günde 5 öğün zıkkımlanın gibi şeyler çıkarmaması ümidiyle…
Orhan Uysal
~ 09/06/10
Yıllar önce Isparta Sütçüler’de görmüştüm ilk kez akrebi. Çocuktuk ozamanlar, bütün ev ayağa kalktı el kadar akrebi bulacağız diye… Sopalar, kürekler, kim ne geçirdiyse eline o karambolde taarruz vaziyetinde bastıkları yerleri, koltukların arkasını aramadıkları yer bırakmadılar. “Burda burda” işaretiyle ev ahalisini yöneten komutan gitti ezdi kafasını
Herkes tedirgin olsa da bir akrep öldürmenin sevinci sarmıştı bütün evi, nedenini anlayamamıştım o zamanlar. Ama bir “yusuf yusuf” rüzgarı hissetmedim değil…
Bu “yıllar önceki olaydan” yıllar geçtikten sonra, 5-6 sene önce Alanya’nın Gümüşgöze köyünde kaldığımız ev çok bunaltıcıydı. Yaz günü, ev küçük, sabaha karşı serin olur diye kapı pencere kapatılmasının buhranıyla ulakla haber saldım ev sahibine: “Tiz balkonda yatak hazırlana!” Neyse benim yatak hazırlandı, iki lafın daha belini kırayım sonra çıkar yatarım diye düşünürken, 70 yaşlarındaki ev sahibinin annesi çıktı balkona, oturdu benim yatağa, başladı tesbih çekmeye! Bana serilen yatağa çöktü, o yatacak. Gerçi kadında haklıydı biz o sohbetleri ederken diğer odada namaz kılıyordu. Yatağın bana serildiğinden haberi yoktu. Kalk desen olmaz; balkondan atsan, kendi düştü desen kimse yemez. Neyse sohbet, gırgır, şamata derken 5 dakka geçmedi bizim yaşlı teyze ”anaaam” ve “allaaah” nidalarıyla balkondan içeri apalayarak girdi. Herkes soruyor noldu diye, teyzeden cevap: “akrep soktu”. Kadını oturduğu yerde akrep sokmuş ayağından, o acıyla diğer ayağı üstünde dikelmeye çalışırken diğer ayağından da sokmuş. Böylece ”anaaam” ilk soktuğu için, “allaaah” ikinci soktuğu içinmiş, onu anladık. Köylerde meşhurmuş akrep merhemi, yılan ilacı ve bu tarz isimlerde ilaçlar. Ayağına “akrep ilacı” dedikleri kremden sürdüler, biraz şişti, 1 saat kadar başında nöbet tuttuk vs vs. Bu arada balkonda battaniyenin altında akrep bulundu ve öldürüldü. Yatak bana kalmıştı sonunda
Yatmadım haliyle, o gece evin önündeki caminin çardağında sabahladım. Yıldızların bu kadar güzel gözüktüğünü bilmezdim hiç, sabaha kadar yıldız seyrettim
Sonuncusu bizim dükkanda karşıma çıktı. Erkek adam akrepten korkmaz, gider fotoğrafını çeker
Canlı mı diye sorarsanız; kafası ezilmiş hali…
Orhan Uysal
~ 06/06/10
Tutku meyvesi (passion fruit), çiçeklerini daha önce yayınlamıştım. ( inanmayan tıklasın
)
Çiçeğine passion flower, tutku çiçeği, çarkıfelek çiçeği gibi isimler verilsede meyvesine henüz farklı isimler türetilmemiş. Passiflora’nın birçok çeşidi bulunmakta. Meyveleri ve çiçekleri türüne göre değişmekte. Bazı türlerin meyveleri 30 cm olabiliyor ve 4kg ağırlığa ulaşıyormuş. Türüne göre çiçeklerinin renkleri de değişik oluyor.
Aşağıda resimleri görünen meyveler, daha önce yayınladığım çiçeklerin meyveleri, “passiflora edulis”. Bu mor meyve 6-7 cm boyutlarına ulaşıyor. Çiçekten yeşil hale dönüşüyor ve büyüyor, mor renge dönüştüğünde ise olgunlaşıyor, yenilecek hale geliyor.
Bu meyveden değişik kokteyller yapılıyor, hatta bir zamanlar aynı ismi taşıyan şurubu vardı. Neyse çok uzatmayayım, resimdeki mor meyveyi istemeyin, yedim
Orhan Uysal
İsyankar limonlarla seriye devam ediyoruz. Bu limonlar minyatür kalmışlar. Bunları topladığım ağaçta çiçek zamanı 3 nesil limon yan yana durmaktaydı;
-
Sararmış, olgunlaşmış limonlar
-
Yeşil, tam olgunlaşmamış limonlar
-
Meyveye dönüşmemiş çiçek hali
Şimdi büyüyemeden kurumuş limonlarla isyan hallerini göstermekte bu ağaç. Acaba ağaca isyankar diyerek ben mi isyan etmiş oluyorum?








