Orhan Uysal

~ 21/04/10

     Geçen perşembe düzenli diş kontrollerimi yaptırmak için doktora gittim; yalanımı seveyim, dişim ağrımadıkça gitmem, önünden bile geçmem :D
     Bir diş ağrısı bahane oldu, kalktık gittik doktor amcaya. Her gittiğimde bekliyorum ki böyle elinde bir diş macunu bir de fırça: “Hiç yeni çürük yok!” desin, atlayıp boynuna sarılayım, gülelim eğlenelim… Yok arkadaş, adam bulup çıkarıyor mutlaka. Başladı: dolgu yapılacak şuraya bitane, şurayı kontrol edeceğiz, şuraya not düşelim… Arkada Emel Teyze deftere not alıyor. Panoromik diş röntgeni çektirelim emin olalım dedi. Eyvallah dedik. Sıra geldi sonraki randevuyu ayarlamaya. “Dirgeni yiyen sıpa, bidaha gelmez ipe sapa” muhabbetinden yola çıkarak, önceki kanal tedavisinde haftada 1-2 kere git, igne ye en mahrem yerine (damaktan bahsediyorum), vıccık vıccık özel ignelerle kanalları temizleme işlemi, iltahap geçsin de dolgu yapalım diyerek geçen 2-3 haftalık süre. Ben her seferinde iğne yemekten bıkmışım. Aslında iğneden korkmam yalandan korktuğum kadar; bu da biraz yalan oldu. Neyse, hikaye benim hikaye, akıcı olsun… Dediğim gibi her seferinde iğne olayı can sıkıcı olduğu için geniş bir zaman ayıralım, kıbleye doğru uzanayım ilk iğnede, hepsini tek seferde halledelim dedim. Yaklaşık 1.5 saatlik bir süre ayırdı doktor amca 1 hafta sonra çarşamba gününe. Bu randevu gününü beklemen ne can sıkıcı bir olay, 6 gün boyunca bütün dişlerimde ağrı hissettim, bu da mı ağrıyor acaba diyerek.
     Cuma günü gittim panaromik diş filmini çektirdim, 10 saniyelik olay. Her iş bukadar kolay olsa keşke. “Atıl kurt” mantığıyla ağzına bir şey sıkıştırıyorlar, ısır bunu, dik dur, şuraları tut, kıpırdama, bitti. 2 film bir de cd veriyorlar. Photoshop yapalım dedim, kabul etmediler. Kolumun altına sıkıştırdılar dosyayı, “toprağın bol olsun” diyerek uğurladılar oradan.
     Randevu günü geldi (bugün), kalktık gittik doktora yine. Filmi inceledi, dişleri inceledi tekrar, başlıyoruz dedi. İğneden korkmadığımı (!) bildiği için dur daha kontrol ediyorum diyerek kaşla göz arası sapladı ilk iğneyi. İlk iğneden sonrası düğün bayram zaten. Sağ üst 2 dolgu yapılacaktı, diğer dişin iğnesini de vurdu, onu hissetmedim gerçekten. Dedim ya ilk iğneden sonrası kolay diye. Teknoloji ilerlemiş diyeceğim ama yok öyle birşey, 2007 deki makinaların aynısı. Tek fark, ağızda biriken suyu çeken hortumu Ümran Abla tuttu bu sefer. Önceden ben tutuyordum ya da öyle kendisi asılı duruyordu ağzımın bir kenarında :) Bahtsız bedevi, çöl ve kutup ayısından oluşan deyim benim için söylenmiş. Dolgu sırasında elektrik kesintisi, bir çürükle uğraşırken diğer bir çürüğü görüp “ahanda burda da var” gibi şeylere rağmen çok şükür sağ taraf işleri bitti.   
     Sol tarafta da biri altta biri üstte 2 dolgu yapıcaz dedi, başka bir güne randevu verecek, yeniden iğne korkusu çekeceğim! O kadar kasılmışım, yemişim yiyeceğimi zaten. Yemişken “yok mu daha” diyesi geliyor insanın. Dedim abi alışmışken devam edelim vaktin varsa. Benden sonraki hasta randevusunu ertelemiş. Şans mı yoksa şanssızlık mı bilemedim. Abdestini tazeledi doktor amcam, duvardaki hipokrat fotoğrafına (kamplumbağa terbiyecisi puzzle’ına) 1 dakikalık saygı duruşundan sonra kanal tedavisinde yediğim o illet iğneden yaptı. Böyle çeneden, kulağın yanından, beynine ulaşıyor sanki iğnenin ucu. Yok böyle bir şey! Biliyorum bu iğneyi, tecrübeliyim. Alt çene kayboluyor kısa bir süre sonra. Aldı matkabı eline, başladı oymaya. Onu da halletti. Sıra sol üsttekine geldi, ufak bir iğne de ona yedik. O da halloldu. En son 15 dakikada diş taşları temizlendi. Cillop gibi oldum.
     Herşey bitti derken, 20 lik dişimde de çürük tesbit etti doktorum civanım. Ya çekeceğiz, ya dolgu yapacağız. Cumartesiye ek randevuyuda aldık.
     Bu arada 2.5 saat ne kadar uzun bir süreymiş bunu anladım. “Çalkala-tükür” emrini son 45 dakika uygualayamaz haldeydim. Çalkalama yeteneğimi kaybettim. Çeneyle birlikte dilimde uyuşmuş :) Dişçiden ayrılırken ağzım hala açıktı, kapatamadım. Başlık “panayır” ne alaka diyorsanız, ağzımın tavanına salıncak kurdu doktor amca, sallandı. Hatta gondol, balerin, roller coaster falan da var. Bildiğin panayır yeri. Marlboroya çember attıracağım bende, tam lunapark olsun!
     Ha bir de ağrı kesici yazmayı unutmuş doktor amca, en yakın nöbetçi tekel bayiye giderek gerekli ağrı kesicileri temin ettim. Ağrım yoktu ama nasıl ki diş çürümesin diye diş fırçalanıyor, ağrı olmasın diye de ağrı kesicilere önem verilmeli, her akşam düzenli kullanılmalı.

Benzer Yazılar

4 Yorum »

  1. abi muhtesemmis hastayım senin su olayları anlatım tarzına 10 numara olmus eline disine saglık :D

    Yorum yapan murat — 22 Nisan 2010 @ 02:50

  2. koptum xD xD gecmis olsun abi

    Yorum yapan a. can — 22 Nisan 2010 @ 09:53

  3. abi cok geçmiş olsun, Allah dişçi yolu göstermesin:)

    Yorum yapan Mehmet Zahit — 22 Nisan 2010 @ 13:05

  4. Orhanım geçmiş olsun ağrı kesicilere ara verme. bi organizasyon yapda beraber keselim ağrılarımızı.

    Yorum yapan Hakan — 23 Nisan 2010 @ 17:25

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri.

Yorum yapın