Orhan Uysal

~ 30/04/10

     Facebook daha önce bir karar alarak, gizlenen arkadaş listelerinin görünürlüğünü ve daha birçok gizlilik ayarını değiştirmişti. Algoritmadan bahsederek arkadaş bulmanın kolaylaşması gibi abuk sabuk bir gerekçelerle bu işlemi yapmışlardı. Bunun dışında belirli dönemlerde oluşan hatalar, “bir süreliğine herkesin bilgilerinin açık hale gelmesi” vb sebeplerden dolayı çok kan kaybetmiş olsa gerek ki bugün bir hesabın gizlilik bölümüne baktığımda “arkadaş listesi gizleme” ayarı geri geliyor gibi. Resmi bir açıklama değil ve yardım sayfasında hala arkadaş listenizin mevcut arkadaşlarınız tarafından görüntülenebileceği ifadesi olmakla birlikte, bazı hesaplarda “arkadaş listesi gizleme” seçeneğini gördüm. Test ettim ve eski sistemdeki gibi arkadaş listesi gizlenebiliyor. Bunun bir hata sonucu göründüğünü zannetmiyorum, muhtemelen kısa zamanda bütün hesaplarda aktif olacaktır. Hadi hayırlı uğurlu olsun.

İlgili bölüme ulaşmak için;
Hesap -> Gizlilik Ayarları -> Arkadaşlar, Etiketler ve Bağlantılar -> Arkadaşlar
Bölümünde Özel -> Düzenle -> Sadece Ben seçmeniz yeterli olacak.

Tekrarlıyorum, şu an için sadece bazı hesaplarda görüntüleniyor bu bölüm.

    

Orhan Uysal

~ 23/04/10

     Geçen gün dükkana gittiğimde abim yine bir odun ayırmış köşeye. Avaralıktan ne yapacağımızı şaşırdık, fotoğraf çekmeye başladık.

     Genellikle karıncaların oyduğu bu ağaçların içinden çıkan karınca yuvalarını da fotoğraflamıştım bir zamanlar. Arşivde bulabilirsem onları da eklerim. En sert ağaçlardan birisi olan meşeyi bile yuva haline dönüştürebilen karıncalar bize şunu kanıtlamışlardır: “azimle ısıran, meşeyi deler!”

     Eskilerde arı kovanı yapmak için içi boş (kovuk) odun arayanlar vardı. Bu tarz kovanlarda hazır mum kullanılmaz, arı herşeyi kendisi yapar. Ayrıca bu kovuk odunlar dekoratif olarak saksı mahiyetinde de kullanıldı ki ben hala kullanıyorum :) İşte onlardan biri…

Orhan Uysal

~ 21/04/10

     Geçen perşembe düzenli diş kontrollerimi yaptırmak için doktora gittim; yalanımı seveyim, dişim ağrımadıkça gitmem, önünden bile geçmem :D
     Bir diş ağrısı bahane oldu, kalktık gittik doktor amcaya. Her gittiğimde bekliyorum ki böyle elinde bir diş macunu bir de fırça: “Hiç yeni çürük yok!” desin, atlayıp boynuna sarılayım, gülelim eğlenelim… Yok arkadaş, adam bulup çıkarıyor mutlaka. Başladı: dolgu yapılacak şuraya bitane, şurayı kontrol edeceğiz, şuraya not düşelim… Arkada Emel Teyze deftere not alıyor. Panoromik diş röntgeni çektirelim emin olalım dedi. Eyvallah dedik. Sıra geldi sonraki randevuyu ayarlamaya. “Dirgeni yiyen sıpa, bidaha gelmez ipe sapa” muhabbetinden yola çıkarak, önceki kanal tedavisinde haftada 1-2 kere git, igne ye en mahrem yerine (damaktan bahsediyorum), vıccık vıccık özel ignelerle kanalları temizleme işlemi, iltahap geçsin de dolgu yapalım diyerek geçen 2-3 haftalık süre. Ben her seferinde iğne yemekten bıkmışım. Aslında iğneden korkmam yalandan korktuğum kadar; bu da biraz yalan oldu. Neyse, hikaye benim hikaye, akıcı olsun… Dediğim gibi her seferinde iğne olayı can sıkıcı olduğu için geniş bir zaman ayıralım, kıbleye doğru uzanayım ilk iğnede, hepsini tek seferde halledelim dedim. Yaklaşık 1.5 saatlik bir süre ayırdı doktor amca 1 hafta sonra çarşamba gününe. Bu randevu gününü beklemen ne can sıkıcı bir olay, 6 gün boyunca bütün dişlerimde ağrı hissettim, bu da mı ağrıyor acaba diyerek.
     Cuma günü gittim panaromik diş filmini çektirdim, 10 saniyelik olay. Her iş bukadar kolay olsa keşke. “Atıl kurt” mantığıyla ağzına bir şey sıkıştırıyorlar, ısır bunu, dik dur, şuraları tut, kıpırdama, bitti. 2 film bir de cd veriyorlar. Photoshop yapalım dedim, kabul etmediler. Kolumun altına sıkıştırdılar dosyayı, “toprağın bol olsun” diyerek uğurladılar oradan.
     Randevu günü geldi (bugün), kalktık gittik doktora yine. Filmi inceledi, dişleri inceledi tekrar, başlıyoruz dedi. İğneden korkmadığımı (!) bildiği için dur daha kontrol ediyorum diyerek kaşla göz arası sapladı ilk iğneyi. İlk iğneden sonrası düğün bayram zaten. Sağ üst 2 dolgu yapılacaktı, diğer dişin iğnesini de vurdu, onu hissetmedim gerçekten. Dedim ya ilk iğneden sonrası kolay diye. Teknoloji ilerlemiş diyeceğim ama yok öyle birşey, 2007 deki makinaların aynısı. Tek fark, ağızda biriken suyu çeken hortumu Ümran Abla tuttu bu sefer. Önceden ben tutuyordum ya da öyle kendisi asılı duruyordu ağzımın bir kenarında :) Bahtsız bedevi, çöl ve kutup ayısından oluşan deyim benim için söylenmiş. Dolgu sırasında elektrik kesintisi, bir çürükle uğraşırken diğer bir çürüğü görüp “ahanda burda da var” gibi şeylere rağmen çok şükür sağ taraf işleri bitti.   
     Sol tarafta da biri altta biri üstte 2 dolgu yapıcaz dedi, başka bir güne randevu verecek, yeniden iğne korkusu çekeceğim! O kadar kasılmışım, yemişim yiyeceğimi zaten. Yemişken “yok mu daha” diyesi geliyor insanın. Dedim abi alışmışken devam edelim vaktin varsa. Benden sonraki hasta randevusunu ertelemiş. Şans mı yoksa şanssızlık mı bilemedim. Abdestini tazeledi doktor amcam, duvardaki hipokrat fotoğrafına (kamplumbağa terbiyecisi puzzle’ına) 1 dakikalık saygı duruşundan sonra kanal tedavisinde yediğim o illet iğneden yaptı. Böyle çeneden, kulağın yanından, beynine ulaşıyor sanki iğnenin ucu. Yok böyle bir şey! Biliyorum bu iğneyi, tecrübeliyim. Alt çene kayboluyor kısa bir süre sonra. Aldı matkabı eline, başladı oymaya. Onu da halletti. Sıra sol üsttekine geldi, ufak bir iğne de ona yedik. O da halloldu. En son 15 dakikada diş taşları temizlendi. Cillop gibi oldum.
     Herşey bitti derken, 20 lik dişimde de çürük tesbit etti doktorum civanım. Ya çekeceğiz, ya dolgu yapacağız. Cumartesiye ek randevuyuda aldık.
     Bu arada 2.5 saat ne kadar uzun bir süreymiş bunu anladım. “Çalkala-tükür” emrini son 45 dakika uygualayamaz haldeydim. Çalkalama yeteneğimi kaybettim. Çeneyle birlikte dilimde uyuşmuş :) Dişçiden ayrılırken ağzım hala açıktı, kapatamadım. Başlık “panayır” ne alaka diyorsanız, ağzımın tavanına salıncak kurdu doktor amca, sallandı. Hatta gondol, balerin, roller coaster falan da var. Bildiğin panayır yeri. Marlboroya çember attıracağım bende, tam lunapark olsun!
     Ha bir de ağrı kesici yazmayı unutmuş doktor amca, en yakın nöbetçi tekel bayiye giderek gerekli ağrı kesicileri temin ettim. Ağrım yoktu ama nasıl ki diş çürümesin diye diş fırçalanıyor, ağrı olmasın diye de ağrı kesicilere önem verilmeli, her akşam düzenli kullanılmalı.

Orhan Uysal

~ 18/04/10

     Passiflora bitkisinin çiçeği, “passion flower” nam-ı diğer “çarkıfelek çiçeği”. Passiflora bitkisinin birçok çeşidi var. Benim dairenin balkonunu kaplayan ise “Passiflora Edulis”. Bu sabah bir kaç tanesini fotoğrafladım. Geçen sene yarım bardak tohum ayırmıştı abim, yaklaşık 2000 tane. Satışa mı çıkarsam acaba? ;) Meyvesinin özellikleri ise, sakinleştirici, uykusuzluk giderici olarak belirtilmesine rağmen, gün içerisinde 4-5 tane yiyenlerde uykusuzluk sorunu yaşayanları gördüm :D Şifa olsun derken dozunu kaçırmayın, dertsiz başınıza dert almayın. 

     İşte çiçekler, meyveleride olgunlaşınca eklerim.

Orhan Uysal

~ 17/04/10

Bu sürümde, eski ip adreslerinin yerine yenileri eklenmiştir.

 

Detaylar için  http://orhanuysal.com/blog/youtube-unblocker/ bölümünü inceleyin.