Sayfalar
Kategoriler
- Alanya
- Atatürk
- Bilişim
- Dökümanlar
- Fotoğraf
- Genel
- Gündem
- İnternet
- Kişisel
- Kültür-Sanat
- Müzik
- Oyun
- Programlarım
- RhN Youtube Unblocker
- Spor
- Teknoloji
- Video
- Yazılım
Arsiv
- Mart 2010
- Şubat 2010
- Ocak 2010
- Aralık 2009
- Kasım 2009
- Ekim 2009
- Ağustos 2009
- Temmuz 2009
- Nisan 2009
- Şubat 2009
- Ocak 2009
- Aralık 2008
- Kasım 2008
- Ekim 2008
- Eylül 2008
- Ağustos 2008
Linkler
Etiketler
-
Çocukluğumuzun futbol kuralları
Çok Sevdik Be Abi
İftar
İsmail Gübeş
30 Ağustos
Aşık Hüseyin
Ahmet Özdemir
Alanya'da yağmur
Alanyalı Aşık Hüseyin
Alanyalı Hüseyin
Ali Yeken
Altar Eray İçsel
Başlangıç
Beşiktaş
Dünya
Denize Girmek Orucu Bozar Mı?
Gün Şiiri
Halil Yalçın
huzur
Kör Ahmet
Manavgat Yangın
Mehmet Zahit Yeken
Mustafa Cihat
Mustafa Kemal Atatürk
Nargile
Office 2003
Office 2007
Office 2007 - 2003 Converter
Orman Yangını
Photoshop Action Batch Droplet
Pilli Bebek
Ramazan Davulcuları
RhN Youtube Unblocker
RhN Youtube Unblocker v1.0
Süper Lig
Sahur
Siyah Beyaz
Soundtrack
Teknokado
The Imam
Udi
Yılmaz Kartal
Yeşil Başlı Gövel Ördek
Youtube Unblocker
Zafer Bayramı
Meta
Autor: Orhan Uysal
~ 21/04/09
İnternette “çocukluğumuzun futbol kuralları” başlıklı bir yazıyla karşılaştım. Son günlerde gündemde olan derbi savaşının-kavgasının üstüne ilaç gibi bir yazı. Gerçi bizde kavganın âlâsını ederdik ama tadı vardı
Büyüdük ve “fairplay” kavramıyla yoğrulduk. Haliyle futbolcular dövüşmesin, taraftarlara bıraksınlar bu işleri kavramı da ortaya çıktı
Neyse, bu konunun ilginç olan kısmı ise Yılmaz Hoca’nın da dediği gibi aramızda yaş farkı olmasına rağmen aynı kuralların birebir benzerlik göstermesi. İşte o altın kurallar
1. Iyi oynayan iki kişinin aynı takımda yer almamasına dikkat edilirdi.
2. Maçlar minyatür kalede oynanıyorsa, penaltı boş kaleye ters şekilde topukla vurulurdu.
3. Maçların hayali kale direkleri arası adım ile sayılır, olmaları gereken yerler iki taş ile işaretlenirdi.
4. Hava kararınca, ezan okununca, anne-baba çağırınca maç biterdi.
5. Uç korner bir penaltıydı.
6. Topu patlatan parasını öder, patlak top ikiye kesilip kafaya takılırdı.
7. `Frikiklerde açıl biraz` denince `Burası Ali Sami Yen mi` şeklinde cevap verilirdi.
8. Takımlar kurulurken ilk oyuncuyu seçme hakkı, adım almayı iyi bilenindi.
9. Kaleci topu 3 kere sektirirse rakibe `Açılsana 3 kere sektirdim` derdi, rakip açılırdı; efendilik vardı.
10. Top insanın pek münasip olmayan bir tarafına gelirse herkes `işe işe!` diye bağırırdı.
Autor: Orhan Uysal
~ 16/04/09
Uzun süredir yazamıyordum… Sağlık sorunları, sınavlar, seçimler, işler, güçler derken ancak vakit bulabildim. Bugün İsmail Gübeş’in web albümünü inceledim. Klasörler arasında en çok ilgimi çeken geçen seneki Manavgat orman yangınıydı. Birçok kişinin televizyonlardan izlediği, bu bölgedekilerinde Antalya’ya gidişte veya dönüşte anayoldan gördüğü kadarıyla yanmış ağaçlardan başka birşey yoktu. Konuşulanlar; köylerin boşaltıdığı, ne kadar büyüklükte bir alanın yandığı, yangının kontrol altına alındığı gibi şeylerdi…
İsmail Gübeş, görevi dolayısıyla bu olaya bizlerden daha yakındı. Yangın başladığı andan itibaren olay yerinde görev aldı ve daha sonrada yangın bölgesinin yeniden ağaçlandırma aşamasında da büyük bir özveriyle çalıştı. Objektifine takılanlardan bizlerle paylaştıkları ise yangının neleri alıp götürdüğünü daha iyi anlamamızı sağlıyor. Yanan bir kuştan geriye kalan iskeleti, yanmış bir kaplumbağa… Karıncaların bile yandığını görmek… İçler acısı! Sadece ağaçların yanmadığını bilmek veya konuşmaktansa, bir kare fotoğraf görmek daha iyi anlamamızı sağlıyormuş meğer… Bizlerle paylaştığın için teşekkürler İsmail Abi.
Mutlaka İnceleyin: İsmail Gübeş’in Web Albümüne Ulaşmak İçin Tıklayın