Sayfalar
Kategoriler
- Alanya
- Atatürk
- Bilişim
- Dökümanlar
- Fotoğraf
- Genel
- Gündem
- İnternet
- Kişisel
- Kültür-Sanat
- Müzik
- Oyun
- Programlarım
- RhN Youtube Unblocker
- Spor
- Teknoloji
- Video
- Yazılım
Arsiv
- Ağustos 2010
- Temmuz 2010
- Haziran 2010
- Mayıs 2010
- Nisan 2010
- Mart 2010
- Şubat 2010
- Ocak 2010
- Aralık 2009
- Kasım 2009
- Ekim 2009
- Ağustos 2009
- Temmuz 2009
- Nisan 2009
- Şubat 2009
- Ocak 2009
- Aralık 2008
- Kasım 2008
- Ekim 2008
- Eylül 2008
- Ağustos 2008
Linkler
Etiketler
-
Çok Sevdik Be Abi
İftar
İsmail Gübeş
şekil bozuklukları
30 Ağustos
Aşık Hüseyin
Action
Ahmet Özdemir
Alanya'da yağmur
Alanyalı Aşık Hüseyin
Alanyalı Hüseyin
Altar Eray İçsel
Başlangıç
Batch
Beşiktaş
Denize Girmek Orucu Bozar Mı?
Droplet
facebook gizlilik ayarları
Halil Yalçın
isyankarlar
isyankarlar serisi
isyankar limon
Kör Ahmet
Manavgat Yangın
Meşe Ağacı
Mustafa Kemal Atatürk
Nargile
Office 2007
Pasiflora
Passiflora
Passifloraceae
Passiflora Edulis
Passion Fruit
Photoshop Action Batch Droplet
Purple Fruit
Purple Passiflora Fruit
Purple Passion Fruit
Ramazan Davulcuları
RhN Youtube Unblocker
Süper Lig
Sahur
Udi
Youtube Unblocker
Yusuf yusuf etti la
Zafer Bayramı
Meta
Orhan Uysal
~ 10/11/08
Her 10 Kasım hafızamda! Her sene yapılan etkinlikler, her sene söylenen şiirler, sözler… Hepsi aynı çünkü. Bizim zamanımızda da aynıydı, şimdi de.. Özellikle ilkokul ve ortaokul dönemleri… “10 Kasım ile ilgili bir şiir yazın, ezberleyin!” Kim kalıpların dışına çıkarak anlatmış bu çocuklara, bizlere Atatürk’ü ? İşte çıktı dedik; bir belgesel yapıldı, hemen saflar oluştu. Beğenenler ve beğenmeyenler. Herkes kendine göre yorumladı. Ben henüz izlemedim çünkü izlemeden önce zihnimde bir sürü şekil oluştu yorumlar sayesinde. Öncelikle bunlardan kurtulmam lazım.
İlkokul çocukları ödevlerini annelerine babalarına soruyorlar;
Konu: “Atatürk’ü neden severiz?”
Cevap: Ya anne babasının hafızasında kalan sözler, yada internetten bulunan bir metin. İnternette bir kişi görüşlerini yazmış, onun tamamı yada belli bir parçası kesilip düzeltilip çocuğun ödevinin cevabı haline getiriliyor. Yani çocukların kendi deyimleriyle Atatürk’ü anlatamama sebebi bu sistem. Sen çocuğa şiir ezberle gel diyerek geçiştirirsen bu konuyu, çocukta ödevini başka yollardan yapar. Hele birde internet üzerinde öğretmenin hoşuna gidecek şekilde bir metin bulduysa ve iyi not aldıysa, artık çocuğun cevaplarının kaynağı bellidir. Düşünmesine ve düşüncelerine ihtiyaç yoktur. Bildiğini zannetmektedir sürekli olarak ama bilgilerinden emin değildir. Şu anda masaüstümde “çocukların ödevleri 2008-2009″ diye bir klasör olmasının sebebidir bu eğitim sistemi. Neyse konuyu daha fazla dağıtmayayım… Yine 10 Kasım, yine komşu çocukları kapımda… “Orhan abi, ödevimiz var.” 10 kasımla ilgili 4-5 tane şiir çıkarttım, okuyun sesli olarak, beğendiğinizi seçin ama neden beğendiğinizi söyleyin dedim. Seçtikleri şiir aynıydı, sadece birisi farklı şiir seçti. Şiir seçme sebepleri de aynıydı, beğenmek ve anlamak değil, ezberleyecekleri için en kısa olanı seçtiler. Farklı seçene sen neden bunu seçtin diye sorduğum da, biraz önce birisi bilgili çıktı diye sevinirken hayal kırıklığına uğradım cevabıyla; “Aynı sınıftayız, aynı şiir olursa öğretmen kızar”. Aynı sınıftaki iki öğrenci ve şiir seçimlerinin sebepleri. Bir ay sonra ezberlediğin şu şiiri oku desek kaç tanesi okuyabilir?
Atatürk’ü anlamak için sadece okul değil, aile ortamı da büyük önem taşımakta. Bugüne kadar kaç kişi Nutuk’u okudu? Nutuk aldırıldı bize lise yıllarında, okumadıysak kimin suçu? Herkesin bir parça suçu var bu işte, zorunlu olduğu için okumayanlar, okumaya hevesi olmayanlar, ailesinde görmediği birşeyi yapmayacak çocuklar vs. Buna rağmen, okumayı sevdiği için okuyanlar, okuduğunu anlayanlar ve anlamaya çalışanlarda vardı elbette. Ankara’da tanıştığım bir Albayla uzun uzun konuşmuştuk bunları. Uzun uzun derken, 1.5 saatlik öğlen arasında kütüphanenin kapalı olmasıyla, kütüphane bahçesinin sigara içme bölümü olarak kullanılmasından kaynaklanan bir tesadüf eseri tanışmıştık. Konu; okuduğum okullardan, orda bulunma sebebimden vb bölümlerden geçtikten sonra Atatürk’e geldi. Bana sohbet başından beri resmiyetle cevap veren kişi, birden bire samimileşti. “Orhancığım bak şimdi” boyutuna geldi:) Bildiğim herşeyi söylüyordu ve üstüne bilmediğim, duymadığım daha bir çok şey söylüyordu. Sonuç itibariyle, öğlen arası bitmesine rağmen sohbete devam etmiştik bahçede. Ben dinlemekten o anlatmaktan sıkılmıyordu. “Bir şeyi öğrenmek istiyorsan, onunla ilgili herşeyi okumalısın, iyi veya kötü herşeyi” dedi. O gün anladım ki Atatürkle ilgili nekadar az şey okumuştum ve görmüştüm. Atatürk’ü biliyordum yada bildiğimi zannediyordum ancak o günkü sohbetten sonra daha farklı düşünür oldum sanki. Yani bu en başta bahsettiğim belgeseli de iyi veya kötü izlemeliyim…
Herkesten öğrenilecek “birşey” vardır bunu biliyoruz, ama bilen ve bildiğini bilerek anlatan bir kişiden öğrenilecek “çok şey” vardır.
Bence süper olmuş, emeğine sağlık
Yorum yapan özal (kral7575) — 10 Kasım 2008 @ 18:59